Bu yazıda Hangi çokgenin iç açısı 165 ile ilgili temel kavramları Vavyapi diliyle açıklıyoruz. Deri: Anlatının Sınırında Başlayan Duyu Organı Kelime, yalnızca bir işaret değil; bedene değen bir titreşimdir. Anlatı, yalnızca zihinde kurulan bir yapı değil; aynı zamanda tenin yüzeyinde yankılanan bir deneyimdir. Edebiyatın uzun tarihi boyunca görme ve işitme çoğu zaman ayrıcalıklı duyu organları olarak öne çıkarılmıştır. Oysa deri, yani dokunmanın sınır organı, metnin en eski ve en sessiz tanıklarından biridir. “Deri hangi duyu organımızdır?” sorusu biyolojik bir yanıtı çağırıyor gibi görünse de, edebiyat perspektifinden bakıldığında bu soru, insanın dünyayla kurduğu temasın en kırılgan ve en yoğun biçimlerine açılır.…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kara delikten çıkılır mı? Bu sorunun peşine düşerken zihnin de biraz “ufka” yaklaşıyor Şunları da İnceleyin: Kapıcı nedir ? Bugünkü makalemizde “Kara delikten çıkılır mı” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz. Geçen gün akşam eve dönerken vapurda karşıya bakıyordum. İstanbul’un ışıkları suya vurmuş, biraz bulanık biraz da büyüleyici bir görüntü… O an kulaklıkta bir podcast açıldı ve konu yine dönüp dolaşıp kara deliklere geldi. İçimden şu soru geçti: Kara delikten çıkılır mı? Garip bir şekilde bu soru sadece bilimsel değil, biraz da zihinsel bir yere dokunuyor. Sanki “geri dönüşü olmayan şeyler var mı?” sorusunu da yanında taşıyor. Ama önce…
Yorum BırakMerhaba değerli ziyaretçiler, Vavyapi sayfasında Adem elması meyvesi nedir ve ne işe yarar konusunu masaya yatırıyoruz. Mekke Cevizi Nerede Yetişir? Kelimelerin Toprağında Bir Edebî Yolculuk Kelimeler bazen bir ağacın kökleri gibi toprağın derinliklerine iner; bazen de bir meyvenin kabuğu gibi dış dünyayı örter. “Mekke cevizi nerede yetişir?” sorusu ilk bakışta botanik bir merak gibi görünür, fakat edebiyatın alanına girdiğinde bu soru artık bir coğrafya sorusu olmaktan çıkar, bir anlatı sorusuna dönüşür. Çünkü edebiyat, mekânı yalnızca haritada değil, zihinde ve hafızada da kurar. Bir kelimenin çağrıştırdığı şey, çoğu zaman onun fiziksel varlığından daha kalıcıdır. Mekke cevizi de tam burada, gerçek ile…
Yorum BırakSevgili Vavyapi takipçileri, bugünkü içeriğimizde Vardiyayı kim buldu konusunu derinlemesine inceliyoruz. Vardiya Düzeninin Kökeni ve Öğrenmeye Açılan Pedagojik Kapı İnsanlık tarihinin büyük kırılma noktaları çoğu zaman tek bir buluşa ya da tek bir isme indirgenir. Oysa bazı yapılar vardır ki, bir kişinin zihninden değil; ekonomik zorunlulukların, toplumsal dönüşümlerin ve üretim biçimlerinin iç içe geçmesiyle ortaya çıkar. “Vardiyayı kim buldu?” sorusu da tam olarak bu türden bir sorudur. Net bir mucit adı vermek mümkün değildir. Vardiya sistemi, özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte fabrikaların kesintisiz üretim ihtiyacından doğmuş, zamanla modern çalışma yaşamının temel organizasyon biçimlerinden biri haline gelmiştir. Bu tarihsel arka plan,…
Yorum BırakKangal köpeği ne kadar hızlı? Gerçek hız mı, efsane mi? Hadi itiraf edelim, Kangal dendiğinde çoğumuzun aklına önce devasa çene, sonra muazzam güç gelir. Ama hız? İşte burada çoğu kişi gözlerini büyütür. “Bu koca köpek nasıl bu kadar hızlı olabilir ki?” diye sorarsınız. Gerçekçi olalım: Kangal köpekleri sprint şampiyonu değiller. Ama bu, onları tembel yapmaz. İzmir’in sahilinde yürürken görsem, muhtemelen yanımdan geçip beni şaşırtabilirler. Peki bilimsel veriler ne söylüyor? Genel olarak Kangal köpeklerinin maksimum hızı saatte 40–50 km civarında. Bunu hız rekoru gibi düşünebilirsiniz, ama gelin biraz derinlemesine bakalım. 50 km/s gerçekten etkileyici midir? Mesela bir Alman Çoban köpeği veya…
Yorum BırakSevgili takipçiler, Vavyapi olarak Hayvan çeşitleri nelerdir hakkında kısa ama kapsamlı bir rehber hazırladık. Giriş: Hayvan Çeşitliliğini İnsanla Paylaşmak Toplumsal yapılar ve bireylerin etkileşimlerini anlamaya çalışırken bazen kendimizi doğanın kucağına bırakırız. Hayvanlar, yalnızca ekolojik bir gerçeklik değil; aynı zamanda insan deneyiminin, kültürel değerlerin ve sosyal normların ayna yansımasıdır. Hayvan çeşitleri nelerdir sorusu, ilk bakışta biyolojik bir sınıflandırmaya işaret etse de, sosyolojik perspektiften bakıldığında toplumsal ilişkiler, güç dinamikleri ve kültürel pratiklerle sıkı sıkıya bağlıdır. Empati kurmak, hem insan hem de hayvan topluluklarını anlamak için kritik bir adımdır. Sokakta gördüğümüz kedi, çiftlikte yetişen inek, laboratuvarda araştırma konusu olan fare veya evcil köpek,…
Yorum BırakUmarız “Kaktüs inciri şekere iyi gelir mi” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Vavyapi ailesiyle kalmaya devam edin! Kaktüs İnciri Şekere İyi Gelir Mi? Hem Komik Hem Düşündürücü Bir Keşif Vavyapi okurlarına özel bu yazımızda “Kaktüs inciri şekere iyi gelir mi” konusunu derinlemesine inceliyoruz. Geçen gün arkadaşlarla otururken, biri eline kaktüs inciri alıp “Bunu yersen şekerin düşer mi acaba?” dedi. Ben de birden ciddi bir şekilde düşündüm. “Eee, gerçekten kaktüs inciri şekere iyi gelir mi?” Hem gülmemek için kendimi zor tuttum hem de aklımda bir sürü soru belirdi: Şekerimle barış yapabilir miyim, yoksa bu minik meyve bana sahte umut mu veriyor?…
Yorum Bırakİnsanın Veriyi Anlama Çabası Üzerine Bir Başlangıç Zihnin nasıl çalıştığını anlamaya çalışırken en çok dikkatimi çeken şey, insanların aynı olaya bambaşka anlamlar yükleyebilmesi oldu. Basit gibi görünen bir bilgi bile, bir kişinin geçmiş deneyimlerinde yankı bulurken başka birinde tamamen farklı bir duygusal iz bırakabiliyor. Bu yüzden “veri” kavramı yalnızca sayılarla ya da tablolarla sınırlı bir şey değil; insan zihninin dünyayı anlamlandırma biçiminin en ham hali. Özellikle eğitim süreçlerinde, örneğin 9. sınıfta veri nedir sorusu gündeme geldiğinde, çoğu zaman konu istatistiksel tanımlarla sınırlandırılır. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında veri, zihnin dış dünyadan aldığı ham uyarıların işlenmemiş biçimidir. Görülen, duyulan, hissedilen her şey…
Yorum BırakKelimenin Yarığı: “Çürük” Üzerine Edebi Bir Başlangıç Merhabalar! Vavyapi ekibi bu yazıda 6 aylık askerlik izin kaç gün hakkında merak edilenleri toparladı. Bir kelime vardır ki, sözlükteki karşılığından çok daha fazlasını taşır; içine girildiğinde yalnızca anlam değil, çağrışım da çoğalır. “Çürük” böyle bir kelimedir. Bir rapor satırına sığdırılmış bir karar, bir bedenin ya da yaşamın resmî dilde yeniden yazılması… Ama edebiyatın alanına girdiğinde bu kelime artık yalnızca bir tıbbi veya idari işaret değildir; bir anlatının kırılma noktası, bir karakterin iç monoloğu, hatta bir romanın görünmeyen çatısıdır. Bir insanın “çürük almak” denilen süreçle sivil hayata dönüşü, yalnızca bir statü değişimi midir,…
Yorum BırakÜsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir? Kayseri’den İstanbul’a her gelişimde içimde garip bir ağırlık olur. Sanki şehir bana “sen burada misafirsin” der gibi davranır. Ama yine de bu şehirde bazı anlar var ki, kendimi en gerçek hâlimle hissederim. İşte onlardan biri, Üsküdar’dan Marmaray’a binip Kadıköy’e doğru yol alırken yaşadığım o uzun, sessiz ve biraz da içimi acıtan yolculuk. O gün de öyleydi. İçimde ne tam adı konmuş bir hayal kırıklığı vardı ne de net bir umut. İkisinin arasında sıkışmış gibiydim. Elimde küçük bir sırt çantası, cebimde birkaç bozukluk ve kafamda sürekli dönen aynı soru: “Ben burada ne arıyorum?” İstanbul’a ilk gelişim…
Yorum Bırak