Üsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir?
Kayseri’den İstanbul’a her gelişimde içimde garip bir ağırlık olur. Sanki şehir bana “sen burada misafirsin” der gibi davranır. Ama yine de bu şehirde bazı anlar var ki, kendimi en gerçek hâlimle hissederim. İşte onlardan biri, Üsküdar’dan Marmaray’a binip Kadıköy’e doğru yol alırken yaşadığım o uzun, sessiz ve biraz da içimi acıtan yolculuk.
O gün de öyleydi. İçimde ne tam adı konmuş bir hayal kırıklığı vardı ne de net bir umut. İkisinin arasında sıkışmış gibiydim. Elimde küçük bir sırt çantası, cebimde birkaç bozukluk ve kafamda sürekli dönen aynı soru: “Ben burada ne arıyorum?”
İstanbul’a ilk gelişim değildi ama bu sefer farklıydı. Bir şeyler bitmişti. Ya da belki ben öyle hissetmiştim. Net olan tek şey, Üsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir? sorusunun o gün benim için sadece bir ulaşım tarifi değil, bir kaçış planı olduğuydu.
Üsküdar’da Başlayan Sessizlik
Üsküdar sabahları hep tuhaf bir huzur taşır. Kalabalık var ama gürültü yok gibi. İnsanlar hızlı yürür ama yüzlerinde aceleyle karışmış bir kabulleniş vardır. Ben o sabah istasyona girerken içimde bir ağırlık hissediyordum. Sanki her adımım biraz daha içime batıyordu.
Marmaray tabelasını gördüğümde durdum. Bir an gerçekten gitmek isteyip istemediğimi düşündüm. Çünkü bazen insan yolculuğu değil, bulunduğu yerde kalmayı seçmek ister. Ama ben kalmayı seçememiştim. Ya da seçtiğimi sanmıştım, bilmiyorum.
Turnikeden geçerken kartımı okuttum. O “bip” sesi bana her zamankinden farklı geldi. Sanki bir şey kapanıyor, başka bir şey açılıyordu. İçimde garip bir boşluk oluştu. O boşluk bazen en doğru yönü gösterir ya, işte öyle bir şeydi.
Marmaray’a İlk Adım
Perona indiğimde trenin gelişiyle birlikte hava değişti. O hafif rüzgâr, o metalik ses… Hepsi bir anda beni başka bir dünyaya çekti. Marmaray’a bindiğimde oturmadım. Ayakta kaldım çünkü oturursam düşüncelerim daha çok üzerime çökecek gibi hissediyordum.
İçimde sürekli aynı cümle dönüyordu: “Üsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir?” Bunu Google’da yazmış gibi değildim aslında. Daha çok hayatın kendisine soruyordum. Çünkü bazen yön tarifleri sadece yol göstermez, insanın içini de açar.
Tren hareket ettiğinde Üsküdar geride kalmaya başladı. Camdan dışarı bakarken, sanki sadece bir semti değil, içimdeki bir dönemi de geride bırakıyordum. Ama neye doğru gittiğimi bilmiyordum. İşte en yorucu kısmı da buydu.
Yer Altında Akan Düşünceler
Marmaray’ın tünelinde ilerlerken dış dünya tamamen kayboluyor. Sadece ışıklar, sesler ve insanların sessiz yüzleri kalıyor. Yanımda oturan bir kadın telefona bakıyordu, karşımdaki genç gözlerini kapatmıştı. Herkes kendi içine dönmüştü.
Ben ise içimdeki gürültüyle baş başaydım. Kayseri’deyken hayat daha basitti sanıyordum. İnsanlar, sokaklar, ilişkiler… Hepsi daha anlaşılırdı. Ama İstanbul’da hiçbir şey net değil. Her şey biraz yarım, biraz hızlı, biraz eksik.
O an düşündüm: “Ben gerçekten Kadıköy’e mi gidiyorum, yoksa sadece uzaklaşmaya mı çalışıyorum?”
Bu sorunun cevabı yoktu. Belki de hiç olmayacaktı.
Ayrılık Çeşmesi Durağında Bir Durak Fazla Düşünce
Tren Ayrılık Çeşmesi’ne yaklaştığında içimde hafif bir sıkışma hissettim. İsmi bile tuhaf bir şekilde günümle örtüşüyordu. Ayrılık. Sanki istasyon değil de bir duygu duraklamasıydı.
Kapılar açıldığında insanlar indi, insanlar bindi. Kimse kimsenin hikâyesini bilmiyordu. Bu anonimlik bazen iyi geliyor insana, bazen de daha yalnız hissettiriyor.
Ben burada indim. Çünkü Kadıköy’e ulaşmanın sadece tek bir yolculuktan ibaret olmadığını öğrenmiştim. Üsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir? sorusunun cevabı aslında bu durakta biraz değişiyordu. Çünkü bazen aktarma sadece fiziksel değil, duygusal da olur.
Peronda bir süre yürüdüm. Ne yapacağımı biliyordum ama içim yapmak istemiyordu. Yine de kalamazdım. Çünkü bazı yerlerde kalmak, gitmekten daha ağırdır.
Yüzeye Çıkarken Değişen Hisler
Yukarı çıktığımda hava değişmişti. İstanbul’un o kendine has nemli rüzgârı yüzüme vurdu. Kadıköy yönüne yürümeye başladım. Ayaklarım otomatik ilerliyordu ama zihnim hâlâ Üsküdar’daydı.
Kayseri’de yürürken toprağı hissedersin. Burada ise betonun ritmi var. Her adım biraz yankılı, biraz kaygan. Sanki şehir seni sürekli ileri itiyor.
İçimden geçen tek şey şuydu: “Belki de doğru yere gidiyorum ama yanlış zamanda.”
Bu cümle bana garip bir şekilde tanıdık geldi. Hayatımın birçok anına uyuyordu aslında.
Kadıköy’e Yaklaşırken İçimdeki Dönüşüm
Kadıköy’e yaklaştıkça kalabalık arttı. Sokak müzisyenlerinin sesleri, kahve kokuları, vapur sirenleri… Hepsi birbirine karışıyordu. Ama içimde hâlâ bir sessizlik vardı.
Bir banka oturdum. Uzun süre sadece insanları izledim. Koşanlar, gülenler, sarılanlar… Hayat devam ediyordu ve ben sadece bakıyordum.
O an anladım ki bu yolculuk sadece Üsküdar’dan Kadıköy’e gitmek değildi. Aslında içimde bir yerden başka bir yere geçişti. Belki de eski ben’den yeni ben’e.
Üsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir? sorusu zihnimde artık basit bir yön tarifi gibi değildi. Daha çok bir değişim hikâyesiydi.
Küçük Bir Hatırlama Anı
Telefonumu çıkarıp eski mesajlara baktım. Kayseri’deyken yazdığım bir not çıktı karşıma. “Bir gün İstanbul’da yalnız yürürken kendimi bulursam şaşırmam” yazmışım.
Gülümsedim. Çünkü o an tam olarak bunu yaşıyordum. Ama bulduğum şey tam olarak ben miydim, yoksa sadece kaybolmuş bir hâlim mi, bilmiyordum.
Bazen insan kendini bulduğunu sanır ama aslında sadece biraz daha kaybolur. İstanbul bana bunu öğretti.
Günün Sonunda Kalan His
Güneş batmaya yakın Kadıköy sahilinde yürüdüm. Denizin sesi daha net geliyordu. Rüzgâr biraz sertleşmişti. Ama içimdeki ağırlık hafiflemişti.
Çünkü artık biliyordum ki bazı yolculuklar varış için değil, değişim içindir.
Üsküdar’dan Marmaray’a binmek, Ayrılık Çeşmesi’nde durmak ve Kadıköy’e yürümek… Hepsi bir zincir gibi birbirine bağlıydı. Ama en önemlisi, bu zincirin beni nereye götürdüğü değil, bende neyi değiştirdiğiydi.
O gün İstanbul bana bir şey öğretmedi aslında. Sadece içimde zaten var olan şeyleri biraz daha görünür kıldı.
Ve belki de en önemlisi şu oldu: Bazen bir yere nasıl gidildiği değil, giderken ne hissettiğin daha önemlidir.
Vavyapi ekibi olarak “Üsküdar Marmarayla Kadıköye Nasıl Gidilir” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
İlgili Yazımız: Evde işkembe nasıl haşlanır ?