Kentsel Dönüşümde Çoğunluk Kaç Olmalı?
Kentsel dönüşüm… İster İstanbul’da, ister Anadolu’nun herhangi bir köyünde olsun, hayatımızda çok önemli bir yer tutan bir kavram haline geldi. Herkesin dilinde, sürekli gündemde. Kimileri için yaşam alanlarını iyileştirme, kimileri içinse bir tür “göz boyama” gibi bir şey. Peki, kentsel dönüşümde çoğunluk kaç olmalı? Bu konu aslında hiç de basit bir soru değil. Hem hukuki, hem toplumsal, hem de psikolojik açılardan üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele. Hem toplum olarak neyi istemeliyiz, hem de bu istek ne kadar gerçekçi? Gelin, hep birlikte bu soruyu tartışalım.
Kentsel Dönüşümün Geçmişi ve Bugünü
Kentsel dönüşümün kökleri aslında çok eskiye dayanıyor. Ancak 2000’li yıllarla birlikte hız kazandı, özellikle de büyük şehirlerde. İstanbul gibi devasa metropoller, hızlı büyüyen nüfus ve eskimiş binalar nedeniyle kentsel dönüşümün merkezine oturdu. Hatırlarsınız, İstanbul’da bir zamanlar her yer inşaat alanıydı; eski binaların yıkılmasından yeni, modern apartmanların yükselmesine kadar bir çılgınlık dönemi yaşandı. Bu süreçte aslında çok da düşünülen bir şey vardı: “Çoğunluk ne düşünüyor? Bu dönüşüm kimler için?”
İstanbul’da, Kentsel Dönüşüm Kanunu’nun çıkmasından sonra, halk arasında “çoğunluk kaç olmalı?” sorusu sıkça sorulmaya başlandı. Çünkü yapılan düzenlemelere göre, kentsel dönüşüm projelerinde, hak sahiplerinin onayı ve rızası, o bölgedeki tüm sakinlerin görüşleri doğrultusunda alınıyor. Ancak bazı durumlarda, bu kararları almak için yeterli çoğunluğa ulaşmak oldukça zor olabiliyor. Hangi durumlarda çoğunluk kaç olmalı? Hangi projeler için bu oran yeterli?
Kentsel Dönüşümde Çoğunluk Ne Kadar Önemli?
Yıllardır İstanbul’da yaşıyorum. Şehirde büyüdüm, ve hâlâ birçok yerin dönüşümden önceki halini hatırlıyorum. Yeni yapılan binalara bakınca, “Hadi be, o eski mahallenin sokaklarında çocukluğumuzu geçirmiştik,” dediğim anlar çok olur. Bu yüzden, kentsel dönüşümün benim için anlamı biraz daha derin. Gerçekten o eski yapıları yıkıp yenilerini yapmak, baştan başlamak gibi bir şey. Ama bazen, eskilerin yıkılmasının ardından yerine yapılanların ne kadar doğru olduğu da kafama takılabiliyor. Mesela, kimlik kayboluyor. Ya da yerinden edilen insanlar… Bütün bunlar aslında toplumun çoğunluğunun kararını ne kadar etkilediğini gösteriyor.
Kanuni olarak, kentsel dönüşümde çoğunluk oranı, maliklerin en az üçte iki (yani %67) onayını almak zorundadır. Ancak, bu oran her yerde farklılık gösterebilir. Bazı durumlarda, maliklerin anlaşmazlıklar nedeniyle bir araya gelmesi bile imkansız olabilir. Bu noktada bir soruyla karşı karşıyayız: Bütün bir mahalle, herkesin mutlu olacağı şekilde dönüştürülebilir mi? %67’lik bir çoğunluk her zaman her bireyi tatmin edebilir mi? Aslında bence en önemli soru bu: Çoğunluğun kararı her zaman adil mi?
Kentsel Dönüşümde Çoğunluğun Kararının Adilliği
Kentsel dönüşümde çoğunluk kaç olmalı sorusu, aslında bir noktada çoğunluğun ne kadar adil olduğu sorusuna dönüşüyor. Çünkü çoğunluk bazen, her bireyin hakkını ve talebini göz ardı edebilir. Şu örneği vereyim: Eskiden, İstanbul’un birçok semtinde gecekondu tarzı yapılar vardı. Ve çoğunluk, bu yapıların yıkılmasını istedi. Ama ya o gecekondu sakinleri? Onların o binalarda kurduğu bir hayat var. Çoğunluğun kararı, bazen bu bireylerin haklarını ihlal edebilir. Peki, bu durumda ne yapılmalı?
Mesela, Kadıköy’ün bir mahallesinde, kentsel dönüşüm projesi için %67’lik bir çoğunluk sağlanmıştı. Ama orada yaşayan bazı sakinler, çevresel etkiler, mahalle kültürü kaybı gibi sebeplerle projeye karşıydılar. Çoğunluğun kararına rağmen, o bireylerin sesleri ne kadar duyulmuştu? Haklarının ihlal edilip edilmediği sorusu, bence gerçekten tartışılması gereken bir konu.
Yerel Örnekler ve Küresel Yaklaşımlar
Kentsel dönüşümde çoğunluk oranı konusunda, Türkiye’nin farklı yerlerinde farklı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Örneğin, İstanbul’da bir mahallede %67 yeterliyken, bazı yerlerde bu oran %75’e çıkabiliyor. Ama bir bakıma, Türkiye’nin diğer şehirleriyle kıyasladığında, İstanbul’da bu tür projelerin daha hızlı ve yüksek bir oranda yapılabildiğini söylemek mümkün. Türkiye dışında ise, bu tür dönüşüm oranları daha farklı kriterlere göre şekillenebiliyor.
Mesela, Almanya’da kentsel dönüşüm projeleri genellikle daha uzun vadeli ve daha dikkatli planlanır. Toplumun her bireyinin rızası önemlidir. Herkesin fikirlerinin alındığı, hatta bazı durumlarda referandumlar yapılan projelerle karşılaşabiliyoruz. Bu, aslında demokratik bir toplumda kentsel dönüşümün nasıl yapılması gerektiğini gösteren güzel bir örnek. Peki, bizdeki %67’lik çoğunluk gerçekten herkesin sesini yeterince duyurabiliyor mu?
Kentsel Dönüşümde Çoğunluk: Gelecek ve Olası Etkiler
Şimdi biraz geleceğe bakalım. İstanbul gibi büyük bir şehirde, kentsel dönüşümün devam etmesi kaçınılmaz. Ama sorum şu: Bu dönüşüm, toplumu gerçekten iyileştiriyor mu? Yoksa, zenginleşen bir grup insanın elinde bir başka grup insanın daha da yoksullaşmasına mı sebep oluyor? Çoğunluğun kararları, her zaman adil sonuçlar doğurur mu? Her birey, kendi hayatını ve çevresini nasıl hissediyor? Kentsel dönüşüm, aslında bazen sadece binaların değil, insanların hayatlarının da yeniden şekillendiği bir süreç. Bunu unutmamalıyız.
Sonuçta, çoğunluk oranı ne olursa olsun, kentsel dönüşümün herkes için adil ve eşit sonuçlar doğurması gerektiğini unutmamalıyız. Bu sadece bir inşaat projelerinin ötesinde, insanların yaşam biçimlerini etkileyen bir karar sürecidir. Hepimiz bir şehirde yaşıyoruz. Hepimizin söz hakkı olmalı. Ama bu söz hakkı, sadece %67 değil, hepimizin sesini duyurabileceğimiz bir oranla olmalı.